Cuma 29 Mayıs 2026 - 02:04
Azarlama Hayatın Nefesini Keser; Görmezden Gelmeyi ve Teşviki Esas Alın

Havza / İmam Sadık (a.s.) şöyle buyuruyor: “İnsanlar, Allah'ın insanı nasıl yarattığını bilselerdi, hiç kimse başkasını asla kınamazdı.” 

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre Aile Danışmanı Hüccet-ül İslâm Ali Ekber Mezahiri, eserlerinden birinde "aile yaşamında ve eşler arasındaki ilişkilerde azarlama ve eğitim" konusuna değinmiştir. Bu kıymetli bilgileri sizlerle paylaşıyoruz:

"Eğitim" alanında "azarlamaya" yer yoktur. Eğitimde azarlamayı (kınama, ayıplama) bir yöntem olarak kullananlar yanılmaktadır ve sonuçta ters tepen neticeler almaktadırlar. Bu nedenle İmam Sadık'tan (a.s.) şu hadisi göz önünde bulunduralım: “Eğer insanlar, Allah'ın insanları nasıl yarattığını bilselerdi, hiç kimse başkasını kınamazdı.” (el-Kâfi, Cilt 3, Sayfa 113, Dârü’l-Hadis).

Bu hadis, yüz sayfalık bir kitap kadar derin bir mana taşır.
İnsanoğlunun yaratılışı çeşit çeşittir. Allah herkesi kendine has bir şekilde yaratmıştır. Herkesin özgün bir yaradılışı vardır.

Psikologların ve bilge insanların başkalarıyla daha az çatışmasının veya hiç çatışmamasının sebebi, insan tabiatını bir dereceye kadar tanımaları ve insanların davranış, söz ve eylemlerinin arkasındaki sebepleri bilmeleridir.

Toplumumuzda Azarlama

Ne yazık ki şunu itiraf etmeliyiz ki toplumumuzda, ailelerimizde ve eğitim anlayışımızda azarlamanın yeri çok büyüktür. İnsanlar bu toplumda, dünya hayatlarının başlangıcından itibaren ağır bir kınama yağmuru altındadır. Çocukluktan, gençliğe, orta yaştan yaşlılığa kadar hayatlarının her anında bu böyledir.

Bu istenmeyen unsur, davranış yapımıza o kadar işlemiştir ki; sanki yaradılışımızın bir parçasıymış ve onsuz yaşamak imkânsızmış gibi algılanmaktadır.

Eşler Arasındaki İlişkilerde Azarlama

Pek çok eş ilişkilerinde azarlama unsurunu kullanmaktadır. Bunu dilleriyle söylerler, bakışlarıyla anlatırlar, davranışlarıyla gösterirler ve bu kötü yöntemle birbirlerine hayatı zindan ederler.

İnsanların bilgi düzeyinin arttığı ve kural gereği hatalı davranışlarımızın azalması gereken günümüzde, maalesef bazı alanlarda ilerlemek bir yana, geriye doğru bir gidişat içindeyiz. Eskiden örneğin elli yıl önce, eşler birbirlerini bu kadar çok azarlamazlardı.

Günümüzde gözlemlerimiz ve danışmanlık süreçlerimizde, eşlerin birbirine yönelik yoğun bir azarlama bombardımanına tanık oluyoruz.
Azarlama tek başına hayatın nefesini kesebilir. Kalpleri kırar, kin oluşturur, öz saygıyı yerle bir edip sıfıra indirir; üstelik hiçbir faydası da yoktur.
Akıllı insan, mantığıyla davranışların ve olguların yararını veya zararını hesaplar. Yararlı olanı alır, zararlı olanı kenara koyar. Ancak biz azarlama konusunda böyle yapmıyoruz. Acaba akılsız mıyız?

Azarlayan kişi akıllı değildir; çünkü hiçbir getirisi olmayan, tamamen zarardan ibaret bir iş yapmaktadır.

Soru ve Cevap

Burada eşler şunu sorar:
“Peki, eşimizin uygunsuz davranışları karşısında ne yapalım?”

Cevap:

1. Davranışının uygunsuz olduğundan emin misiniz? Belki sizin bakış açınıza göre uygunsuzdur ama gerçekte öyle olmayabilir. Pek çok "uygunsuzluk" bizim düşünce yapımızdan kaynaklanır. Başkalarının düşünce dünyasında ise durum farklıdır. O, kendi gözünde uygun olan bir işi yapıyordur. Gerçekte de uygun olabilir ama bizim algımız ve zevkimiz bunu beğenmiyordur. Öyleyse kendi düşüncelerimizi ve zevklerimizi gözden geçirmeliyiz. Belki de yanılan bizizdir.

2. Kökenine inin. Neden böyle yapıyor? Bu davranışının kaynağı nereden besleniyor?
Davranışların kökenine inmek akıllı insanların işidir. Nedensiz hiçbir eylem yoktur. Belki de onun kötü davranışının altında bizim kötü tutumumuz yatmaktadır. Belki onun eylemi, bizim davranışımıza verilmiş bir tepkidir. Belki bir şeyden acı çekiyordur. Belki ifade edemediği veya etmek istemediği bir derdi vardır. Belki kalıtımsal bir faktörü vardır; genetik olabilir, istem dışı ona geçmiştir. Belki hastadır. Daha binlerce "belki"...

Obsesyon

Örneğin obsesif bir insan azarlanacak biri değildir, kınanmayı hak etmez. İstemsizce  obsesif davranıyordur. Hastadır; anne-babasından veya atalarından miras kalmıştır. Dini, hijyenik veya tıbbi konulardaki yanlış anlayışlar takıntısına yol açıyordur. Kaygısı vardır, stres altındadır. Bizim ve başkalarının azarlamaları, takıntısını şiddetlendirmiştir. Tedavi edeni bilgili ve yetenekli olmamıştır. Daha birçok sebep...

Önemli Bir Not

Obsesiflere yalnızca bir noktada uyarıda bulunuruz (kınama değil, uyarı); o da tedaviye yanaşmadıkları durumdur. Tedavi edenin sunduğu çözüm yollarını kabul etmezler. Eğer ilaçla tedavi gerekiyorsa, ilaç kullanmazlar veya tedaviyi tamamlamazlar. Bu özel durumda, kötü davranışa yönelik bir kınama yerine, öğüt verici bir uyarı gereklidir.

3. Görmezden Gelelim 

Tegafül, cömertçe görmezden gelmektir. Kişinin kusurlu davranışlarını yüzüne vurmamaktır. Bilebiliriz ama bilmezden geliriz. Karşımızdaki kişi bizim bildiğimizi anlar, ama biz bunu yüzüne vurmayız. İşte bu durum, ıslahı ve telafiyi beraberinde getirir. Görmezden gelme karşı tarafı mahcup eder ve onu düzeltmeye telafi etmeye yöneltir.

Emîrül Müminîn (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Cömert ve asil kişilerin en şerefli davranışlarından biri, bildikleri şeyleri görmezden gelmesidir.” (Evet! Bilinen birçok şeyi bilmezmiş gibi kabul etmek ve bazı hususlarda göz yummak, gerçekten de kutlu bir özelliktir.) (Nehcü'l-Belâğa, Hikmet 222)

 4. Teşvik Edelim!

Nasıl teşvik ederiz? Azarlanan bir davranış teşvik edilebilir mi? Evet; şöyle ki: Azarlanan davranışının tam zıttını ona gösteririz.

Örneğin: Obsesif birini azarlamak yerine takıntıdan kurtulmanın faydalarını anlatırız. Her insanda, ne kadar olumsuz sıfatları veya davranışları olursa olsun, olumlu sıfatlar ve davranışlar bulunabilir ve bunlar ortaya konulabilir.

5. Ona Islah ve Telafi için Destek Olalım

Mesela, obsesif birini tedaviye teşvik edelim. Takıntı tedavi edilebilir. Elbette sabır ve devamlılık gerektirir.

Kaygı, takıntının kökenlerindendir. Takıntılı bir insana stres yüklemeyelim. Kaynaklarını ortadan kaldıralım veya azaltalım.
Örneğin psikoterapiye ihtiyacı vardır. Onu yetkin bir psikologla görüştürelim. Sonra tedavi yöntemlerini uygulamasında yardımcı olalım ya da psikiyatrik tedaviye ihtiyacı vardır, yetkin bir psikiyatristle görüştürelim. Sonra ilaçları kullanması ve tedavi yöntemlerini uygulaması konusunda ona yardım edelim.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha